Vajinal Varisler (Vulvar Varisler): Neden Olur, Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Tedavi Edilir?

 Vücudumuzdaki toplardamarların genişlemesi, kıvrımlı hal alması ve kanı kalbe geri taşımakta zorlanması olarak tanımlanan varis, çoğunlukla bacaklarda görülen bir sağlık sorunu olarak bilinir. Ancak varisler, pelvik bölgeyi ve kadın genital organlarını da etkileyebilir. Kadınlar arasında sıklıkla gizlenen, estetik ve fiziksel kaygılar nedeniyle hekime başvurmaktan çekinilen bu duruma vajinal varisler veya daha doğru tıbbi tanımıyla vulvar varisler adı verilir.

Vajinal Varisler


Vajinal varisler, özellikle hamilelik döneminde kadınların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilen, ağrı, dolgunluk ve cinsel isteksizlik gibi semptomlara yol açabilen klinik bir tablodur. Neyse ki, modern jinekoloji, damar cerrahisi ve girişimsel radyoloji sayesinde bu durum tamamen yönetilebilir ve tedavi edilebilir bir problemdir.

Bu makalede, vajinal varislerin arkasındaki patofizyolojik nedenleri, klinik belirtilerini, teşhis yöntemlerini ve güncel tedavi algoritmalarını detaylı bir şekilde ele alacağız.

1. Vajinal (Vulvar) Varis Nedir?

Anatomik olarak vulva (genital bölgenin dış kısmı) ve vajina (doğum kanalı), son derece zengin bir toplardamar (venöz) ağına sahiptir. Bu bölgedeki toplardamarların içinde, kanın yer çekimine karşı yukarı, yani kalbe doğru tek yönlü akmasını sağlayan mikro kapakçıklar bulunur.

Çeşitli nedenlerle bu kapakçıkların yapısı bozulduğunda veya pelvik bölgedeki damarlara binen basınç arttığında, kan yukarı taşınamaz ve genital bölgedeki damarlarda göllenmeye başlar. Zamanla genişleyen, mavi-mor renkli, kıvrımlı ve dışarıdan bakıldığında solucan vari bir görünüm alan bu yapılara vulva/vajina varisleri denir. Genellikle bacak varisleri (özellikle safen ven yetmezliği) veya pelvik venöz yetmezlik ile birlikte seyretme eğilimindedirler.

2. Vajinal Varisler Neden Olur?

Genital bölgede varis gelişimini tetikleyen mekanizmalar temel olarak hormonal değişimler, mekanik baskı ve genetik yatkınlık başlıkları altında incelenir.

A. Hamilelik (En Yaygın Tetikleyici)

Vajinal varis vakalarının %90’ından fazlası gebelik döneminde, özellikle ikinci ve üçüncü trimesterde ortaya çıkar. Bunun üç temel tıbbi sebebi vardır:

  • Artan Kan Hacmi: Hamilelikte büyüyen fetüsü ve plasentayı besleyebilmek için annenin vücudundaki toplam kan hacmi yaklaşık %30 ila %50 oranında artar. Bu aşırı hacim, toplardamarlar üzerinde büyük bir yük oluşturur.

  • Progesteron Hormonunun Etkisi: Gebelik boyunca salgılanan yüksek düzeydeki progesteron hormonu, düz kasları gevşetici etkiye sahiptir. Bu etki, toplardamarların duvarlarının da esnemesine ve gevşemesine yol açarak damar çapını genişletir ve kapakçıkların tam kapanmasını engeller.

  • Uterusun (Rahmin) Mekanik Baskısı: Büyüyen rahim, pelvis içindeki ana toplardamarlara (özellikle vena cava inferior ve iliyak venler) mekanik baskı uygular. Bu baskı, bacaklardan ve genital bölgeden kalbe geri dönmeye çalışan kanın önünde bir bariyer oluşturarak pelvik bölgede yüksek basınca (venöz hipertansiyona) neden olur.

B. Pelvik Konjesyon Sendromu (PKS)

Hamile olmayan kadınlarda görülen kronik vajinal varislerin en önemli kaynağı Pelvik Konjesyon Sendromudur. Bu sendromda, yumurtalık toplardamarlarında (ovaryen venler) kapakçık yetmezliği mevcuttur. Tıpkı erkeklerdeki varikosel hastalığı gibi, kadınlarda da pelvik organların etrafındaki damarlar genişler ve bu kronik genişleme alt bölgeye yansıyarak vajina ve vulvada dirençli varislere yol açar.

C. Genetik ve Yapısal Faktörler

Ailesinde bacak varisi veya derin ven yetmezliği öyküsü olan kadınlarda, bağ dokusu esnekliği genetik olarak zayıf olabilir. Bu durum, genital bölge damarlarının da genişlemeye karşı daha dayanıksız olmasına neden olur.

D. Diğer Risk Faktörleri

  • Çoklu doğum yapmış olmak (Multiparite),

  • Kronik kabızlık (ıkınmaya bağlı karın içi basıncın artması),

  • Uzun süre hareketsiz ayakta durmayı gerektiren meslekler,

  • Obezite veya aşırı kilo alımı.

3. Vajinal Varis Belirtileri Nelerdir?

Vajinal varisler bazen tamamen asemptomatik (belirtisiz) seyredip sadece gözle görülen bir şişlikten ibaret olabilir. Ancak çoğu hastada şu klinik semptomlarla kendini gösterir:

  • Pelvik Bölgede Ağır ve Dolgunluk Hissi: Özellikle günün ilerleyen saatlerinde, uzun süre ayakta kalındığında genital bölgede aşağı doğru belirgin bir baskı ve zonklama tarzında ağrı hissedilir.

  • Görsel ve Fiziksel Değişiklikler: Vulvada (büyük ve küçük dudaklarda) mavi-mor renkli, şiş, kıvrımlı damar yumakları belirir. Bölge ödemli ve hassas hale gelebilir.

  • Disparoni (Ağrılı Cinsel İlişki): Genişleyen damarlar cinsel uyarılma esnasında daha da fazla kanla dolar. Bu durum, ilişki sırasında ve sonrasında saatlerce sürebilen şiddetli ağrı ve hassasiyete yol açar.

  • Kaşıntı ve Huzursuzluk: Damar dışına sızan mikro sıvı miktarı arttıkça, genital bölge cildinde kronik bir kaşıntı, yanma ve huzursuzluk hissi gelişebilir.

  • Disüri ve Defekasyon Zorluğu: Nadiren çok büyüyen varisler mesane ve rektum komşuluğu nedeniyle idrar yaparken veya dışkılama esnasında dolgunluk hissi yaratabilir.

4. Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Vajinal varislerin teşhisi oldukça kolaydır ancak altta yatan kaynağın bulunması tedavinin başarısı için kritiktir.

  1. Fiziksel Muayene: Jinekolojik pozisyonda yapılan muayenede, hasta ayaktayken ve ıkınırken damarların durumu çıplak gözle net bir şekilde değerlendirilir.

  2. Ayakta Pelvik ve Skrotal/Vulvar Doppler Ultrasonografi: Damar yapılarının içindeki kan akış yönünü, kaçak (reflü) olup olmadığını ve damar çaplarını ölçen altın standart yöntemdir.

  3. Venografi veya Pelvik MR Anjiyografi: Hamile olmayan ve Pelvik Konjesyon Sendromu şüphesi yüksek olan hastalarda, pelvik bölgedeki derin ven yetmezliğini haritalandırmak için tercih edilir.

5. Vajinal Varis Tedavisi Nasıl Yapılır?

Vajinal varislerin tedavi yaklaşımı, hastanın hamile olup olmamasına göre tamamen değişkenlik gösterir.

A. Hamilelik Dönemindeki Yaklaşımlar (Konservatif Tedavi)

Gebelik sırasında ortaya çıkan vajinal varisler, doğumdan sonraki ilk 6 ila 8 hafta içinde hormonal seviyelerin normale dönmesi ve uterus baskısının ortadan kalkmasıyla birlikte genellikle kendiliğinden geriler veya tamamen kaybolur. Bu nedenle hamilelik esnasında cerrahi veya girişimsel bir damar tedavisi uygulanmaz; amaç semptomları hafifletmektir.

  • Vulvar Destek Giysileri (Varis Külotları): Genital bölgeye dikey kompresyon (baskı) uygulayan özel olarak tasarlanmış destekleyici aparatlar veya hamilelik varis külotları damarların genişlemesini önler ve ağrıyı hızla keser.

  • Soğuk Kompres Uygulaması: Gün içinde ağrılı ve şiş bölgeye 10-15 dakikalık soğuk tampon uygulamaları damarları büzerek rahatlama sağlar.

  • Pozisyon Değişiklikleri ve İstirahat: Uzun süre sabit ayakta durmaktan veya oturmaktan kaçınılmalıdır. Dinlenirken kalçanın altına bir yastık koyarak pelvik bölgeyi yukarı kaldırmak (elevasyon), venöz dönüşü hızlandırır.

  • Sol Yan Pozisyonda Yatış: Sol yana yatmak, uterusun vena cava inferior adlı ana toplardamara yaptığı mekanik baskıyı azaltarak kan akışını rahatlatır.

  • Kegel Egzersizleri: Pelvik taban kaslarını düzenli çalıştırmak, o bölgedeki kan sirkülasyonunu artırarak göllenmeyi azaltır.

B. Doğum Sonrası ve Hamile Olmayan Hastalarda Kalıcı Tedaviler

Doğum üzerinden aylar geçmesine rağmen gerilemeyen veya gebelik dışı nedenlerle (PKS gibi) oluşan kronik vajinal varislerde kalıcı tedavi yöntemleri devreye girer:

1. Skleroterapi (Köpük Tedavisi)

Genişlemiş olan vulvar ve vajinal toplardamarların içine, çok ince iğnelerle damar duvarını birbirine yapıştırıcı özel bir kimyasal ilacın (köpük formunda) enjekte edilmesi işlemidir. İlaç damarı içeriden kapatır ve vücut bu işlevsiz damarı zamanla emerek yok eder. Poliklinik şartlarında yapılabilen, son derece konforlu bir yöntemdir.

2. Pelvik Venöz Embolizasyon (Girişimsel Radyoloji)

Eğer vajinal varislerin kaynağı Pelvik Konjesyon Sendromu ise (yani karın içindeki ovaryen venlerde kaçak varsa), sadece dışarıdaki varisleri kurutmak yetmez. Kasık veya boyun veninden girilerek anjiyografi eşliğinde kaçak yapan derin pelvik damarlara ulaşılır ve bu damarlar özel mikro sarmallarla (coil) veya yapıştırıcı ajanlarla kapatılır. Başarı oranı %85-90’ın üzerindedir.

3. Cerrahi Eksizyon (Flebektoni)

Lokal anestezi altında, çok büyük ve dışarı sarkmış varis yumaklarının milimetrik kesilerden girilerek cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Günümüzde skleroterapi teknolojisi nedeniyle daha az tercih edilmektedir.

6. Tedavi Seçeneklerinin Karşılaştırma Tablosu

Tedavi YöntemiUygulama DönemiEtki MekanizmasıAvantajı / Sınırlılığı
Konservatif Bakım (Külot/Soğuk Kompres)Hamilelik DönemiDışarıdan baskı uygulayarak kan göllenmesini azaltır.Güvenlidir, bebeğe zarar vermez; ancak kalıcı bir tedavi değildir.
Skleroterapi (Köpük)Doğum Sonrası / Gebelik DışıDamar içine kimyasal ajan verilerek damar kapatılır.Kesi gerektirmez, estetik sonuçları mükemmeldir.
Pelvik EmbolizasyonDoğum Sonrası / Gebelik DışıKaçak yapan iç pelvik/ovaryen damarlar coil ile tıkanır.Altta yatan asıl kaynağı (PKS) tedavi eder, kalıcı çözümdür.

7. Vajinal Varisler Normal Doğuma Engel mi?

Vajinal varisi olan anne adaylarının en büyük korkusu, normal doğum esnasında bu damarların patlayarak şiddetli kanamaya yol açması ihtimalidir. Ancak klinik tecrübeler ve çalışmalar göstermektedir ki, vajinal varisler çok nadir durumlar dışında normal doğuma engel teşkil etmez.

Doğum esnasında, bebeğin başı doğum kanalından geçerken bu damarları geçici olarak sıkıştırır ve içlerindeki kanı geri iter (damarlar yassılaşır). Ayrıca, bu damarlar yüksek basınçlı atardamar değil, düşük basınçlı toplardamardır; dolayısıyla olası ufak yırtılmalarda kanama kontrolü jinekolojik dikişlerle kolayca sağlanabilir. Sezaryen kararı, yalnızca varislerin doğum kanalını tamamen tıkayacak kadar devasa boyutlara ulaştığı son derece ekstrem vakalarda alınır.

Sonuç

Vajinal (vulvar) varisler, kadın yaşamında özellikle hamilelik, hormonal dalgalanmalar ve pelvik yetmezlik süreçlerinde sıkça karşılaşılan ancak tabu olması sebebiyle az konuşulan bir durumdur. Gebelik sürecinde sabırlı bir konservatif yaklaşımla kontrol altına alınabilen bu problem, kalıcı olduğu durumlarda modern tıbbın sunduğu köpük tedavisi veya embolizasyon gibi ameliyatsiz yöntemlerle saniyeler içinde çözülebilmektedir. Bu belirtileri yaşayan kadınların çekinmeden bir jinekolog, kalp-damar cerrahı veya girişimsel radyoloğa başvurması, hem fiziksel sağlığı hem de yaşam konforunu hızla geri kazandıracaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adenomyozis: Rahim Duvarı Kalınlaşması, Şiddetli Ağrı ve Modern Tedavi Yaklaşımları

Naboth Kistleri Tehlikeli midir? Rahim Ağzında Görülen Bu Yapılar Hakkında Kapsamlı Rehber

HPV Tedavisinde Öne Çıkan Yöntemler ve Genital Siğil Tedavi Yöntemleri